Ali İhsan Yavuz’dan çok tartışılacak sözler... Basın toplantısında gergin anlar
Advert
Advert

Ali İhsan Yavuz’dan çok tartışılacak sözler... Basın toplantısında gergin anlar

AKP Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, KHK ile ihraç edilenlerin seçme hakkına da sahip olmadıklarını ifade etti. İhsan'ın sözlerine tepki gösteren CHP Parti Meclisi üyesi ve Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, Yavuz'un bu açıklamasıyla bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 24 Haziran seçimlerinin ardından aldığı mazbatayı "tartışmaya açtığını" söyledi.

Ali İhsan Yavuz’dan çok tartışılacak sözler... Basın toplantısında gergin anlar
Ali İhsan Yavuz’dan çok tartışılacak sözler... Basın toplantısında gergin anlar SAKINCA

AKP Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, olağanüstü itirazda bulundukları İstanbul seçimlerine yönelik açıklamalarda bulundu.  Ali İhsan Yavuz açıklamasında, “Bu işin içerisinde bir çok gayri yasal yapı ve oluşumlardan alınarak görevlendirilmiş isimler olduğuna inanıyorum. Ne demek istiyorum? Şunu diyorum: KHK ile ihraç edilmiş birisinin kamu hizmeti dahi görmesi engelli olan hatta ve hatta KHK ile ihraç edildiği için mazbatası iptal edilenler var. Ben burada bir tartışma daha başlatayım o da 298 sayılı yasanın 8. maddesi ‘kamu hizmetinden yasaklı olanlar seçme hakkına da sahip değillerdir’ diyor kanun. Biz şimdilik böyle bir iddiada bulunmadık bunu da oturup düşünmekte fayda var. YSK’nın bu yönüyle de düşünmekte fayda var.” dedi

“ERDOĞAN’IN MAZBATASINI TARTIŞMAYA AÇTI”

Yavuz’un “KHK’lılar oy kullanamaz açıklamasına” CHP’den flaş tepki: CHP Parti Meclisi üyesi ve Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, Yavuz’un bu açıklamasıyla bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 24 Haziran seçimlerinin ardından aldığı mazbatayı “tartışmaya açtığını” söyledi.

Tezcan, KHK’lıların gerek 24 Haziran genel seçimleri ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde, gerekse 16 Nisan 2017 referandumunda oy kullandıklarını, bunun o dönemde hiç gündeme gelmediğini kaydederek, “AKP Genel Başkan Yardımcısı Yavuz’un açıklamasının anlamı şudur. AKP, “bizim kazanmadığımız seçimler şaibelidir. Bizim kazandığımız her seçim ise düzgündür” diyor. KHK’lıların oy kullanamayacaklarını iddia etmesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 24 Haziran sonrası aldığı mazbatayı tartışmaya açmaktır.” dedi.

“ADALET BAKANI’NI DA İSTİFAYA ÇAĞIRMIŞ OLDU”

Tezcan, AKP Genel Başkan Yardımcısı Yavuz’un hükümlülerin oy kullanması konusundaki açıklamalarının ise, bizzat AKP’li Adalet Bakanı’nı “istifaya davet etmek anlamına geldiğini” de vurguladı. Tezcan, “Cezaevi ve hükümlü seçmen kütüklerinin hileli olduğunu iddia etmek, Adalet Bakanı istifaya davet etmektir. O kütükleri CHP hiç görmüyor. Seçim öncesinde de görmedi, seçim sonrasında da görmedi. Üstelik AKP o kütükleri kimden, nereden temin etmiş? Bunu da açıklamalılar. Bu kütükleri sadece sandık başındaki görevliler görebiliyor. AKP’nin eline nereden geçmiş?”

KESİNLİKLE BİZİM FARK EDEMEYECEĞİMİZ, BİR TAKIM KANUNSUZLUKLAR YAPILDI
1 Nisan'da 29 bin 408 oy farkıyla biz öndeyiz diye açıkladı. YSK da 27 bin 889 gibi bir rakamla CHP'nin önde olduğunu gösteriyordu. Bizim iddiamız da bizim önde olduğumuz şeklindeydi.

Hemen 2 Nisan'da bu fark 24 bine inmiş, bugün itibariyla 13 binli rakamları telaffuz ediyoruz. Peki hiçbir şey olmadıysa sandıkta nasıl bu kadar oy aşağı düştü? AK Parti'nin lehine kayıtlara geçildi ve fark azalmış oldu? Hiçbir şey olmasa bile biz diyoruz ki kesinlikle bir şeyler oldu. Kabul edelim, bizim de cumhurbaşkanımız da açıkladılar. Bence bir parça kusurumuz vardı. Fakat ortada kanunun dışına çıkan, bizim kesinlikle fark edemeyeceğimiz, seçimden önce fark edemeyeceğimiz, seçim günü fark edemeyeceğim bir takım kanunsuz işlemler yapıldı. Bu kadar net.

'BEN CHP'NİN TAVRINI KESİNLİKLE ANLAMIYORUM'
İtiraza konu olan hususları da ana hatları ortaya koyalım. Az önce dedim ki; kesinlikle partilerin denetimine uygun olmayan, müsait olmayan alanda bir şeyler oldu. En fazla da sandık başkanlarına ilişkin hususu dikkate alarak söylüyorum. Bu çok önemli bir nokta. Ben CHP'nin tavrını kesinlikle anlamıyorum. Ben şunu demiyorum, baştan sona CHP kurguladı, bu usulsüzlüğü yaptı yaptırdı iddiasında değilim. Ama bu oldu ve belgeleriyle ortaya koyuyoruz. CHP'ye de düşen, bu kadar kanunsuz iş ve işlemleri onların da takip etmesidir. Neden? Eğer biz bu sistemi arındıramazsak, bu hataları, şüpheleri; bundan sonraki seçimlere ilişkin soru işareti kalır. CHP yaptı demiyorum ama bu iş CHP'ye yarasın diye yapıldı, İmamoğlu'na… Sırf İmamoğlu'na yarasın diye yapıldı diye bir seçimin şaibeyle arkada kalmasına hiçbir partinin gönlünün razı olmaması gerekir. Biz diyoruz ki organize usulsüzlük yapıldı. Seçim işleri yolsuzluğu yapıldı. Çok net bunları bilerek, belgeye bilgiye dayalı olarak söylüyorum.

13.03.2018'de hemen önce değiştirdik. Niye değiştirdik? Bundan önceki sistemde, sandık başkanlarına ilişkin yer yer şikayet geliyordu. 4 siyasi parti liste veriyordu, orası hazırlıyordu, o listeyi kaymakamlığı alıyordu. Kaymakamlığın da verdiği liste iktidarın işine yarar gibi düşünülüyordu. Onların içinden kurayla çekilmesi gerekiyordu. Ama uygulamada, kaymakamlıkta hazırlanan listeler işleme konuluyordu.

"BİZ HAKİMİN YAPACAĞI İŞLEMLERDE KANUN DIŞINA ÇIKABİLECEĞİNİ NASIL ÖNGÖREBİLİRİZ?"
Belki dünyada eşi yok diyebilirim. Dedik ki, biz sandık başkanlarını çok objektif ve hukuk kurallarına uygun bir şekilde sandık başkanlarının belirlenmesini sağlayacak düzenleme yapalım dedik. Biz o sistemin öyle kalmasını sağlayabilirdik. Bize kimse de bir şey demezdi. Ama bu böyle olmuyor. Bir bakıyorsunuz bir partili geliyor, o sandık işlemlerinden anlamayan biri oluyor, partizanca da davranabiliyor, sandık başındaki işlemler salim yürütülemeyebiliyordu. Dedik ki bu bir kamu görevlisi olsun, iki bu kamu görevlilerini mülki idare belirlemesin. Mülki idare sadece listeyi teslim etsin. Onların içinden sandık başkanını ve resmi memur üyeyi, seçim kurulu başkanı çeksin kurayla dedik. Seçim kurulu başkanı kim? O ilçenin en kıdemli hakimi. O da sistemde otomatik olarak belirleniyor. Biz o ilçenin en kıdemli hakimin yapacağı işlemlerde tamamen kanunun dışına çıkabileceğini nasıl öngörebiliriz?

Kanun diyor ki, mülki idare amiri teslim edecek, iki kura çekilecek, üç iki katı oranında çekilecek, dört kura çekildikten sonra sandık başkanı olarak görev yapamayacaklar varsa, engeli olanlar varsa; TSK personeli olabilir, polis olabilir, adam yurt dışında ameliyathanede olabilir. Bu engeli olanlar varsa iki kat çekmişiz ya, onları ayır, kalanlardan sen istediğin gibi yerleştir. Ama kamu görevlisi ve engeli olmayanların arasında. Sonra memur üyeyi de aynı bu şekilde yap diyor.

 

'BUNU AYIKLAMAK HEPİMİZİN BOYUNUN BORCUDUR'
Olan ne? Tamamen kanun dışı bir iş yapılıyor. Herkesin yapması gereken şu. Ortada çok açık, çok net bir hüküm var, bir kanun maddesi var. 298/22-23. Buna nasıl uymaz bir seçim kurulu hakimi diye hepimizin bas bas bağırması gerekiyor… Allah göstermesin yarın başkaları da başka şey yapar. Nasıl olsa herkesin yaptığı yanın kar kalıyor anlayışıyla yapar. Biz seçim sistemine güveniyoruz. Seçim mevzuatımıza da güveniyoruz. Burada olan seçim mevzuatının dışına çıkmaması gereken birilerinin, ya kendilerinin çıkması ya da onların çıkmasına sebebiyet veren birilerinin oralarda varlığıdır. O zaman bunu ayıklamak hepimizin boyunun borcudur.

'KAMU GÖREVLİSİ OLMAYAN TOPLAM SAYI 19 BİN 623'TÜR'
Sandık kurullarına, başkanlarına ilişkin bir takım rakamlar veriliyor. Bakınız, kamu görevlisi olmayan toplam sayı 19 bin 623'tür. Normalde 31 bin 280 sandık var. 62 bin 560 kamu görevlisi görevlendirmemiz gerekirdi. Ama bunların 19 bin 623'ü kamu görevlisi değil. Çok ilginç bir şey. Peki kamu görevlilerinin içerisinde, görev yapmasına engel olan kişiler var mı? Var. Tek tek belirledik, kamudan ihraç edilenler var 12 kişi. Bakın görevden uzaklaştırılanlar, emekli olanlar var, askeri personel var 32 kişi biz tespit ettik. Bunlar askeri personel, asker değil. Bahçıvan, hademe, aşçı. Bunları getirmişler, kesinlikle yapmaması gerekirken sandık başkanlığında görev vermişler. İşsiz olanlar var, banka sandığına bağlı SSK'lılar var, belediye şirketinde işçi olanlar var, SSK'lı olarak diğer şirketlerde çalışanlar var. E şimdi oldu mu? 19 bin 623.

'ORGANİZE USULSÜZLÜK OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUZ'
Bir başka iddiamız var. Sandık başkanlarının kamu görevlilerinden olmaması iddiamız başlı başına çok önemli bir iddiadır ve bunun temelini temin etmektedir. Biz sandık başkanları ve memur üyeleri üzerinden, organize usulsüzlük olduğunu düşünüyoruz.

Bakın bir iddiada bulunuyoruz. İddia değil aslında kanuni temeli olan gerçeği ifade ediyoruz. Bu seçimlerin temelini sandık sayım döküm çizelgeleri-cetvelleri oluşturur. Neden? Seçim günü torbalar sandık başkanları tarafından teslim alınır. Bütün sistem sandık başkanları üzerinden yürüyor. O torbaları ne yapıyor? Adam kamu görevlisi değilse ne yapıyor? Kimsenin bildiği yok. Kamu görevlisi olması gerekiyor ki o bilinçte olsun. Alıyor ama sonra seçimden sonra da, sayımdan sonra da bu işin temelini sayım döküm cetvelleri oluşturuyor. Hem kanun çok net hem genelge çok net.

İki üye eline şunu alır, sayım döküm cetveli. Sandık başkanı okur, iki üye tık atmaya başlar. Aynı anda iki üye. Sonra bunlar karşılaştırılır çelişki varsa tekrar bir kez daha okunur, bir kez daha aynı işlem yapılır. Neden? İtiraz olursa buna dayanacağız, bu önemli diyor. Kanuni olmazsa olmazları var. mühür olacak, barkod olacak, isim olacak, imza olacak, rakamlar yazılmış olacak. Peki olan ne? Bak sandık sonuç tutanaklarına gelmedim. Geçen sefer CHP'nin yaptığı mühürsüz sandık tutanağıydı. Ben ondan bahsetmiyorum. Ben esas unsur sayım döküm cetvelinde acayip fazla miktarda usulsüzlükler, eksikler var. bunların sehven olması da mümkün değildir. Bunlar kasıtlı ve organize bir şekilde yapılmıştır.

Bu kadar şeyin üst üste gelmesi mümkün müdür? Mühürsüz oyların adeti 5 bin 388. Sayım döküm cetvellerinden 5 bin 388'i mühürsüzdür. 694'ü imzasızdır. 214'ü boştur. 498 tanesi eksiktir. 919 tanesinde sayı ve rakam yoktur. 1335 tanesinde bir takım eksiklikler söz konusudur. Bir seçimde bu kadarının olması mümkün müdür? Keşke CHP de kendisine sorsa. Ve keşke hep birlikte bunun mücadelesini versek. 31 bin 280 sayım döküm cetveli var, iki ile çarpın. Birini eline alıyor, birini torbaya koyuyor. 62 bin 560 adet oluyor. bunların yarısı 31 bin 280 tanesi sandıklara yerleştiriliyor, kalan 31 bin 280'i seçim kurullarına veriyor. Seçim kurulları tarıyor, partilere veriyor. Peki olan ne? Torbayı açıyorsunuz sayım cetveli yok. Sisteme girememişler yok. Biz neyle karşılaştıracağız dedikçe, boş girmişler, isimsiz girmişler, mühürsüz girmişler. 10 bine yakım sayım döküm cetveli sorunlu, temel çöktü.

'DURUM O KADAR VAHİM Kİ, ÇOK SU GÖTÜRÜR GERÇEKTEN'

Durum o kadar vahim ki, çok su götürür gerçekten. Zaten biz onun için diyoruz ki 298 sayılı yasanın 130'uncu maddesi diyor ki, "Seçimin sonucuna müessir olaylar ve haller sebebiyle olağanüstü itiraz kullanılabilir" Burada tam kanunsuzluklar var. sandık başkanlarından sonra en önemli konu bu konuydu dedim. Sayım döküm cetvellerinin usulsüz, yanlış olduğunu ortaya koymaya çalıştım.

Peki bir diğeri; biz dedik ki her seçimde ileri sürülenlerden bir tanesidir. Bundan önceki seçimlerin hiçbirinde, sayım döküm cetveline dayandırılan usulsüzlük ortaya çıkmamıştır. Şimdi her seçimde, daha çok işletilen olağan olan hususa geldi sıra. Nedir o? Kısıtlılar, ölüler, cezaevi seçmeni, hükümlülerin listede yer alması meselesi…

Diyor ki bir CHP'li yetkili, "Tamam da kısıtlıların oy kullandığını nereden biliyorsun" diyor. Biz zaten YSK incelesin diye diyoruz. Hukukçular biliyor, ileri sürdüğünüz her şey doğru olmayabilir. Siz ileri sürersiniz, karar verecek makamlar araştırır, dosyayı tamamlar karar verir. Önceki iki şey o kadar bariz ki, bunlara bir eleştiri… 'Bu yeterli değil mi' diyorlar da, 'sandık başkanlarında kanunsuzluk yapılmamıştır' demiyorlar.

İptal edilen dört yer var arkadaşlar. Bu dört yerde de bunlara dayandırılmıştır. Daha çok kısıtlıların oy kullanması söz konusu olmuş. Yine bizim gibi iddia etmişler, YSK listeleri açmış, bakmış ki kısıtlılar oy kullanmış… Burada zikredilenler 2 bin 308 kısıtlı mahkeme kararı var. bir de mahkeme kararı olmayan, zihinsel engelliler var. 1229 ölü, 10 bin 290 cezaevi seçmeni 236 yerleşim yeri cezaevi olan cezaevi seçmeni 5 bin hükümlü olmasına rağmen seçmen listelerinde yer alanlar. Verdiğim bütün rakamlar İstanbul'a ilişkindir. Buradakilerin hiçbirinin karşısında 'oy kullanamaz' şerhi yoktur. Neden altını çiziyorum.

TOPLANTIDA GERGİN ANLAR

AKP Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, basın mensuplarının bazı sorularına sinirlendi. Özellikle bir basın mensubunun "Eğer Büyükşehir Seçimleri tekrarlanacaksa İlçe seçimlerinin de yenilenmesi gerekmez mi" sorusu üzerine Yavuz'un "Bizim itirazımız sadece İstanbul Büyükşehir için oldu" demesi üzerine basın toplantısında gergin anlar oluştu. Bazı basın mensuplarının "Burada adaletten bahsediyorsunuz ama AKP'nin kazandığı yerlerde sorun yok diyorsunuz CHP'nin kazandığı yerleri tekrarlanmasını istiyorsunuz" sorusu tamamlanmadan Ali İhsan Yavuz araya girerek sözü kesti. O sırada toplantıdaki gerginlik üst düzeylere çıktı. Toplantıyı sonlandırmak zorunda kalan Yavuz'un sözleri çok büyük tepki aldı.

BASIN MENSUPLARININ SORULARI SANSÜRLENDİ
Bazı basın mensupları sorularını sorarken mikrofonun sesinin kısılması dikkatleri çekti. Durum üzerine Ali İhsan Yavuz araya girerk sözleri farklı cevap vermekte buldu. Bu durum basın mensuplarının tepkisine neden oldu. Durum üzerine cevaplanmayan sorular defalarca kez tekrar soruldu. Ancak Yavuz bu sorulara cevap vermemeyi tercih etti.

BANA AYNI SORULARI 7.KEZ SORUYORSUNUZ

Ali İhsan Yavuz basın mensuplarına "Bana aynı soruları 7.kez sorduğunuzu görüyorum. Zannediyorum tam olarak ne demek istediğimizi anlatamadık" dedi. Bir gazetecinin "Efendim cevabı tam olarak alamadığımızdan olabilir mi" demesi üzerine Ali İhsan Yavuz sözlerini toparlayarak toplantıyı noktaladı.

Ferit SEÇKİN / İçerik Editörü
ferit@sakinca.com
@ferit_seckin
AKP CHP seçim seçim 2019 Ali İhsan Yavuz MHP Ekrem İmamoğlu Binali Yıldırım
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500

istanbul escort

escort istanbul

maltepe escort
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Erdoğan’ın Atama Kararları Resmi Gazete’de
Erdoğan’ın Atama Kararları Resmi Gazete’de
Sözcü yazarlarının 10 yıla kadar hapisleri isteniyor
Sözcü yazarlarının 10 yıla kadar hapisleri isteniyor