DİĞER
Giriş Tarihi : 21-05-2020 23:30   Güncelleme : 21-05-2020 23:30

Gençlerin Yükü Ağır, Yolu Uzundur - Dr. Bülent KERİMOĞLU'ndan ses getirecek yazı

Bu hafta biri milli, diğeri dini iki önemli bayram kutluyoruz. Bu yılki 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı geçmiş yıllarda alınan kararlara ilave olarak salgın gölgesinde, sokağa çıkma yasağı sürecinde meydanlarda kutlayamadık. Fakat halkın balkonlardan, pencerelerden gösterdiği sevinç, coşku, salladığı bayraklar ve alkışlar önceki bayramları anımsattı.

Gençlerin Yükü Ağır, Yolu Uzundur - Dr. Bülent KERİMOĞLU'ndan ses getirecek yazı

Son yıllarda halkın gözünden kaçırılan ama gönlünden ve aklından uzaklaştırılamayan milli bayramların birlik ve beraberliğimizi pekiştirdiği bir gerçektir. Dahası dini bayramlarımızı kutlamamıza olanak sağlayan milli bayramlarımızın varlığıdır. 19 Mayıs’lar, 23 Nisan’lar, 30 Ağustos’lar, 29 Ekim’ler olmasa bugün özgürce ve huzur içinde kutladığımız dayanışma, kardeşlik ve hoşgörüye vesile olan dini bayramları kutlayamayacaktık.

ŞARTLAR NASIL OLUŞTU?

Dini ve milli bayramları kutlamamızı sağlayan tarihi koşullar nasıl oluştu? “1919 senesi Mayıs’ının 19. günü Samsun’a çıktım” diye başlayan Nutuk’ta Mustafa Kemal Atatürk, son kalan ata yurdundaki durumu tüm gerçekliği ile anlatıyordu. İşgal edilmiş vatan, terhis edilmiş ordu, yorgun ve yoksul millet, saltanatından başka hiçbir şey düşünmeyen ihanet içinde hanedan, emperyalist işgalcilere hizmet eden dernekler, kurtuluşu mandacılıkta arayan sözüm ona aydınlar, ülkeyi iliklerine kadar sömüren tefeci, kapitülasyon komisyoncuları, işbirlikçi gericiler ve teslimiyet içinde basın!

Mustafa Kemal Atatürk’ün bu koşullarda başlattığı milli Kurtuluş Savaşı’nın sonuçları, sadece bizler açısından değil, esaret altında yaşayan tüm mazlum milletler açısından çok büyüktür.

Mazlum milletler için 19 Mayıs, mağdurların ve mazlumların zalime karşı direndiği, sömürüye başkaldırdığı bir uyanış günüdür.

Bizler içinse 19 Mayıs, işgale karşı ulusun yeniden ayağa kalktığı, direnişin ve dirilişin günüdür. Milli Mücadele’nin başladığı, Müdafaai Hukukçuların halkın kaderine bağımsızlık, özgürlük, çağdaşlık yolunda el koyduğu gündür.

19 Mayıs, saltanat sahiplerinin ve küçük koltukların peşinde koşan küçük adamların teslimiyetine karşı, Mustafa Kemal ve Kuvayi Milliyecilerin esaret zincirlerini kırdığı, Sevr Antlaşması ile esir edilmiş bir ulusun, canı pahasına Türkiye Cumhuriyeti’nin tapu senedi Lozan’a doğru yürüdüğü gündür.

BİR ULUSUN DOĞUM GÜNÜ

19 Mayıs, Çanakkale’de tarih sahnesine çıkan Mustafa Kemal’in milletin azim ve kararı ile makûs talihini yenmek için “Ya İstiklal Ya Ölüm” dediği, Türk ulusunun ve Atatürk’ün doğum günüdür.

Ne yazık ki bugün de içinde bulunduğumuz koşullar 1919’da ulu önderimizin tarif ettiği koşullardan farklı değildir. Bugün vatan topraklarının işgali belki askeri bir işgal değil ama özelleştirmeler eliyle yürütülen iktisadi bir işgaldir.

GÖREV GENÇLERİN

Ordumuz belki düşman eliyle terhis edilip dağıtılmadı ama Ergenekon, Balyoz gibi kumpas davaları ile tasfiye edildi. Bugün İngiliz uçaklarından Halifenin (Kuvayi Milliyecileri hain ilan ettiği) el broşürleri atılmıyor ama halkın üzerine tankları süren, emperyalizme hizmet eden, demokrasiye silah sıkan gerici Fetullahçı Terör Örgütü var.

Yazının devamı için tıklayınız...

Serenay ÖZEL / İçerik Editörü
serenay@sakinca.com
@OzelSerenay