SAĞLIK
Giriş Tarihi : 30-04-2021 14:06   Güncelleme : 30-04-2021 14:06

Koronavirüs sonrası ‘damar tıkanıklığı’ riski

Koronavirüs sonrası ‘damar tıkanıklığı’ riski

Uzman hekimler, koronavirüs sonrası görülen önemli sağlık sorunları ve tedavi yöntemlerini konuştu. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Servet Kayhan, “Koronavirüs sonrası damar tıkanıklıkları en ciddi problem olarak karşımıza çıkmakta. Hastaneden çıkan bazı hastalarda birkaç ay sonra ani bir kalp kriziyle ölüm vakaları gözlemlenebiliyor” dedi.

Altınbaş Üniversitesi’nin pandemi döneminde online oturumlarla sürdürdüğü gelenekselleşen Çarşamba Buluşmaları bu hafta “Covid-19 Geçirdikten Sonra Ortaya Çıkan Sağlık Problemleri ve Çözümleri” başlığıyla düzenlendi. Moderatörlüğünü Altınbaş Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğr. Üy. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Servet Kayhan’ın yaptığı oturuma katılan Altınbaş Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğr. Üy. Romatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Soy, Nöroloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Emir Ruşen ile Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Sezai Şahin, Covid-19 enfeksiyonu geçiren hastalarda görülebilen sorunlar ve tedavi yaklaşımlarını konuştu.

“ANİ KALP KRİZLERİNİN NEDENİ EMBOLİLER”

Koronavirüsün vücudun hemen hemen tüm sisteminin tamamını etkilediğini belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Servet Kayhan, koronavirüs sonrası dönemin hastalarda birtakım kalıcı şikâyetlerin oluşmasına yol açtığına dikkat çekti.

Koronavirüs sonrası şikâyetlerin özellikle inatçı öksürük, nefes darlığı, nefes kapasitesinde düşme, kişinin normal yaşam performansında azalma, egzersiz kapasitesi ve solunum fonksiyonlarında düşme şeklinde görüldüğünü anlatan Prof. Dr. Kayhan, enfeksiyonun sinir, kas, iskelet sistemi, sindirim ve hatta ürogenital sisteme ulaşarak üreme fonksiyonlarını da etkileyebildiğini söyledi. Yoğun bakım süreci yaşamış hastalarda tedavi sonrasında akciğerlerde damar tıkanıkları ve akciğerin fonksiyonlarını kaybetmesine sık rastladıklarını söyleyen Prof. Dr. Servet Kayhan, “Koronavirüs sonrası en önemli problem olarak Kovid-19’un damar duvarında yapmış olduğu tromboemboliler yani damar tıkanıklıkları en ciddi problem olarak karşımıza çıkmakta” şeklinde konuştu.  

“ANİ KALP KRİZİ VAKALARI DAMAR HASARI KAYNAKLI”

Koronavirüs tedavisi sonrası hastaneden çıkan bazı hastalarda birkaç ay sonra ani bir kalp kriziyle ölüm vakalarının gözlendiğini belirten Prof. Dr. Kayhan, şöyle konuştu: “Bunlar aslında ortaya çıkan damar hasarından kaynaklı, akciğer damar tıkanması hasarından kaynaklı ölümlerdir. Covid hasarı koroner damarlarda tıkanmaya yol açarsa kalp krizine, akciğer damarlarında tıkanmaya yol açarsa pulmoner emboliye beyin damarlarında tıkanmaya yol açarsa serebrovasküler embolilere yol açabilmektedir.”

“SİSTEMİK HASTALIKLARA YOL AÇAN BİR VİRÜS”   

Koronavirüs enfeksiyonunun sistemik bir hastalık olduğunu vurgulayan Romatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Soy, romatoloji polikliniğine gelen hastalarda sıklıkla kas ve eklem ağrıları ile şiddetli sırt ağrıları şikayetlerini gözlediklerini söyledi.

Kovid-19’un iltihaplı başka romatizmal hastalıkları da tetikleyebildiğini belirten Prof. Dr. Soy, “Hasta, ‘ben yorgunum, eski enerjimi elde edemedim’ diyor.  Bilişsel yeteneklerde yani öğrenme, hatırlama gibi zihinsel yeteneklerde azalma var, beyin sisi gibi bir isimlendirme kullanılıyor bu anlamda.  Hasta yoğun bakımda yatıp çıktığını, entübe edildiğini bile hatırlayamayabiliyor. Saç dökülmesi gibi, diş eti iltihapları gibi, diş çürümeleri gibi farklı şikayetler de var” açıklamasını yaptı.

Bu şikayetlerin tedavide kullanılan ilaçların yan etkilerinden de kaynaklanabileceğini, bu konuda araştırmaların sürdüğünü belirten Prof. Dr. Mehmet Soy, şöyle konuştu: “Virüsün kalıntıları vücutta kalıyor, hepsi hemen atılmıyor. Bunların atılması sırasındaki  immün reaksiyonlar bu sorunları yaratıyor deniyor. Bir diğer görüş de, virüs zaten 150 çeşit hücreye giriyor, beyin, kalp, damar sisteminde zararlara yol açıyor. Vücudun toparlanması zaman alacak belki de bir kısmı sekel olarak kalacak iddiaları var. Bağışıklık sisteminin aktivitesinin devam ettiği yani biraz otoimmün mekanizmalarla dokularda hasar yapmaya devam ettiği şeklinde görüşler var. Bunlar zamanla değişebilir.  Bu virüs herhangi bir virüs gibi tek bir oranı etkileyip geçen bir virüs değil biraz daha sistemik bir hastalığa yol açan bir virüs.” 


 

“MİGREN ATAKLARINDA ARTIŞ GÖRÜLÜYOR”


 

Koronavirüsün ‘Nöro Covid’ adıyla nörolojik sistemi etkileyen hastalıklara da yol açabildiğini belirten Nöroloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Emir Ruşen, koronavirüs enfeksiyonunu akut ve kronik dönem nörolojik bulgular olarak ikiye ayırarak incelediklerini ifade ederek hastalığın ilk döneminde virüsün kan yoluyla ve sinir kanalıyla santral sinir sistemine ulaşabildiğini belirtti.


 

Dr. Emir Ruşen, “Demans (bunama) tablosu burada çok rastladığımız bir tablodur. Virüs, beyinde glial hücreleri çok etkiliyor. Virüsün beyin içindeki santral ya da periferik sinir sistemi etkilerini yaygın bir şekilde görmekteyiz. En çok görülen nörolojik semptomlardan biri de baş ağrısı. Avrupa’da 11 ülkede 59 bin 256 hasta üzerinde nörolojik semptomların araştırıldığını ve yüzde 13’e yakın oranda baş ağrısı semptomunun ortaya çıkarıldığı saptandı. Koronavirüs geçiren hastada migren şikayeti varsa migren ataklarının sıklığında ve şiddetinde de bir artış görüyoruz. Özellikle yoğun bakım tedavisi gören hastaların yaşadığı ölüm kaygısının da ciddi panik bozukluğuna neden olduğu biliniyor” dedi.



“TÜRKİYE’DE İLK SOLUNUM REHABİLİTASYONUNU BAŞLATTIK”


 

Koronavirüs atlatan kişilerde görülebilen hastalık sonrası sendromlar arasında en çok kas, eklem ağrıları ve huzursuz bacak sendromu şikayetlerini aldıklarını belirten Fizik tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Sezai Şahin de hastaların halsizlik, yorgunluk, bitkinlik ve kist şikayetleri yanında koku ve tat alamama şikayetleri ile geldiklerini belirtti. 


 

Tedavisi sürecinde Türkiye'de koronavirüs sonrası ilk solunum rehabilitasyonunu başlatan klinik oldukları bilgisini paylaşan Dr. Şahin, hastaları temel yürüme ve egzersiz hareketleriyle güçlendirmeye çalıştıklarını anlatarak şu bilgileri verdi:  

“Koronavirüs sonrası hastalarda çok belirgin olarak atrofi (organ-doku küçülmesi) gelişiyor. Kliniğe aldığımız hastalarda önce bir değerlendirme yapıp koronavirüs öncesi ve sonrası 6 dakikalık yürüme testi ile değerlendiriyoruz. Bisiklet ya da yürüme bandı ile ama daha çok bisikleti tercih ederek nabız ve solunumu kontrol ediyoruz. Solunumda düşme olursa çalışmalarımızı buna göre beliriliyoruz. Solunum kapasitesini artırmaya yönelik hastaya doğru nefes almayı öğretiyoruz. Doğru nefes alma ile hasta sonraki yaşamında da özellikle hipoksi (oksijen yetmezliği) kaynaklı hastalıklara karşı da büyük oranda faydalanmış oluyor.”

Koronavirüs enfeksiyonu geçiren hastalarda ağrıları olanlara nöral terapi ile çok ciddi cevaplar aldıklarını, hem enfeksiyon süreci hem de tedavi sonrasında ozon tedavisini de başarıyla kullandıklarını belirten Dr. Sezai Şahin, “Hasta serviste yatarken ya da yoğun bakımdayken durumuna göre özellikle de yoğun bakımlarda ozon dozlarını ayarlayarak uyguladık. Ozon tedavisi yaparak hastaların yaşam kalitelerini, solunum kapasitelerini arttırarak ağrılarını da kontrol altına alıyoruz. Hastaların yürüme mesafelerini bu şekilde ciddi olarak arttırdık” dedi.  


 

Dr. Şahin ayrıca, koronavirüs geçiren hastalarda C vitamini, Omega 3 desteği ve ilave olarak D Vitamini ve Çinko takviyesini de çok önemli bulduğunu sözlerine ekledi.