DİĞER
Giriş Tarihi : 14-10-2021 20:44   Güncelleme : 14-10-2021 20:44

Paylaşılan listeden seçip tek tek aradı: 'TÜGVA'ya başvurduğunu kabul etti ve...'

Paylaşılan listeden seçip tek tek aradı: 'TÜGVA'ya başvurduğunu kabul etti ve...'

Pehlivan, 19 yıl önce yaşanan benzer bir olayı örnek göstererek, olayın detaylarını şöyle aktardı:

Bir filmin farklı sahnelerindeki karakterlerin sonradan buluşması gibiydi her şey...   

WikiLeaks’in ABD Dışişleri Bakanlığı’na ait kriptoları yayımladığı günlerdi. 

Yani 2010 yılının sonu... 

İstanbul’da bir camide Hucurât suresinin 6. ayeti okundu: 

“Ey iman edenler! Bilmeden birilerine zarar verip de sonra yaptığınıza pişman olmamanız için, yoldan çıkmışın biri size bir haber getirdiğinde doğruluğunu araştırın.” 

İmam, AKP’yi zor duruma düşüren WikiLeaks sızıntılarına karşı cemaati uyarıyordu. 

Ne ilginç:  

“Türkiye’nin WikiLeaks’i” denilen, TÜGVA sızıntılarının konuşulduğu saatlerde Ahmet Şahinalp de Twitter’dan aynı ayeti paylaştı.  

O mu kim? 

Anlatayım... 

Tarih: 4 Ağustos 2002. 

Yani AKP’nin iktidara gelmesinden kısa süre önce... 

Elazığ’ın Sivrice ilçesindeki Merkez Camisi’nin avlusunda bir çanta bulundu. Sahipsizdi. Çanta fünye ile patlatıldı. İçinden yüzlerce sayfalık dosya ve hafıza kartı çıktı. Belgelerde 164 Emniyet müdürünün tüm bilgileri ve bürokraside örgütlenme planları vardı. 

Çantanın sahibi olan isim Malatya’da bulundu, gözaltına alındı. Tüm sorulara karşılık hep aynı şeyi dedi: “Yanıt vermek istemiyorum, bilmiyorum.” 

Hemen sonrasında bir gizli el devreye girdi, serbest bırakıldı. 

19 yıl önce bir cami avlusunda bulunan çantadan çıkanlar Fethullahçıların mahrem belgeleri, serbest bırakılan sahibi Ahmet Şahinalp ise örgütün bölge imamıydı. 

Şahinalp, yıllar içinde FETÖ’deki görevinde yükseldi. Emniyet’teki atamalardan ve kumpas davalarının nasıl yürütüleceğinden sorumlu oldu. Bugün ise FETÖ’nün “Paralel Devlet Yapılanması” olduğuna dair görülen davanın firari sanığı. Zira, 17 Aralık sürecinde yurtdışına kaçtı, Almanya’da örgüte çalışmaya devam ediyor. 

‘AK PARTİ’DEN YA DA TÜGVA’DAN REFERANS GEREKİYORDU’

Şuraya geleceğim... 

Metin Cihan, sızdırılan TÜGVA belgelerinin yeni bir paralel devlet yapılanmasını ortaya koyduğunu ileri sürüyordu. Söz konusu belgeler özelinde bu tez abartılı gelebilir ama evet, izleri vardı. 

TÜGVA Başkanı bile doğru olduğunu kabul ediyordu. Ama olsun, açtım listeyi, “torpilli” bir ismi aradım. Avukattı, hâkim olmak istiyordu. TÜGVA’ya başvurduğunu kabul etti. “Biliyorsunuz, AK Parti’den ya da TÜGVA’dan referans gerekiyordu” diyordu. 2016’da ve 2017’de sınavlara girmişti ama TÜGVA referansına rağmen hayaline kavuşamamıştı. 

Bir savcıyı aradım. Onun da ismi listedeydi. İstediği koltuğu kapmıştı ama sorularıma yanıt vermek istemedi. TÜGVA referansını sorduğumda ise yalanlamadı, “Bilmiyorum” diye garip bir karşılık verdi. 

Bir başkası “Konuşmak istemiyorum” dedi. 

Filmin sonu bağlanıyordu.

Kovduğu Fethullahçıların yöntemiyle kadrolaşmaya çalışan bir örgütlenme... 

Bunun ortaya çıkmasıyla, Fethullahçıların ilk sızıntısındaki ismin TÜGVA’ya destek gibi mesajı... 

Devlete yerleşen ya da yerleştiren isimlerin tıpkı o Fethullahçı gibi kendilerini savunmaları... 

Polis Akademisi, Ekim 2017’de “Yeni Nesil Terör: FETÖ’nün Analizi” adlı bir rapor hazırladı. Devletin o raporundan iki cümleyle bitireyim: 

“Dini örgütlenmelerin dini sahada tutularak, bunların bürokraside yapılanmalarının önüne geçilmelidir. Bürokraside FETÖ’den boşalan yerlere göz diken ve devlet içerisinde örgütlenme gayretinde olan başka gruplara da kesinlikle göz yumulmamalıdır.”