Oray Keleş Beka Sorunu

izmir bayan escort

bonus veren siteler

mobil ödeme bahis

mobil ödeme bahis

güvenilir bahis siteleri

bedava bonus

deneme bonusu veren siteler

canlı bahis siteleri

papara bahis

online casino siteleri

bedava bonus veren siteler

deneme bonusu

kaçak bahis

istanbul escort

Advert
Beka Sorunu
Oray Keleş

Beka Sorunu

oray@sakinca.com

Beka Sorunu

Demokrasi insanlık tarihine ilk olarak Antik Yunanistan'da girmiş. Ondan önce tarım toplumuna geçen halklar, kim olduğu tanrı tarafından belirlendiğine inanılan bir kişiyi, iktidarın babadan oğula geçeceği bir sistemle kral olarak kabul etmiş ve bu kral toplumu canı istediği gibi yönetmiş. Başka bir ülkenin yöneticisine gıcık mı oldu, al köylünün çocuğunu askere, git saldır. Falancanın kızı hoşuna mı gitti, sıkıysa vermesin, biri sana saygısızlık mı etti ver hükmü hemen anında al canını.  

Düşünce ve felsefenin gelişimiyle olacak ki Antik Yunan'da bu sisteme alternatif aranmış. Demişler ki halka soralım, bizi kimin yöneteceği konusunda oylama yapalım. Kazanan kişi belli bir süre bizi yönetsin, memnun kalırsak tekrar seçeriz.  Dönemin ünlü filozofu Sokrat, bu sisteme karşı çıkmış. Bunun bir felaket olabileceğinden, devlet yönetmeyi bilmeyen ama iyi konuşan, halkı ikna becerisi olanların iktidara gelip ülkeye zarar verebileceğinden bahsetmiş. Antik Yunan'da demokrasi bugünkü gibi temsili değil doğrudandı. Yani Yunan şehir devletlerinde yaşayan halk, binlerce kişilik tiyatrolarda toplanarak geleceklerini bugünkü gibi vekiller aracılığı ile değil toplantılara bizzat katılarak doğrudan belirlerlerdi.

Bugün tarihe dönüp baktığımızda Antik Yunan medeniyetinin insalığa bıraktığı miras, krallıklara göre çok daha fazla. Bir zamanlar denildiği gibi, demokrasi mükemmel bir sistem değil ama elimizde olanın en iyisi. Diktatörlüklerin ve krallıkların çok büyük zararını yaşamış olan Avrupa için demokrasi barışın sembolü bulunmaz bir nimettir. Bu ülkeler de Sokrat'ın eleştirilerine kayıtsız kalmamış, sistemin aksak yönlerini düzeltmeye çalışmışlardır. Bunda da en başarılı olanlar kuzey ülkeleri olmuştur.

Sağlıklı bir demokrasi için oy veren her vatandaş, minimum bir eğitim almış olmalıdır. Eğitimsiz halk, oy kullansa bile iktidara gelen onun isteklerine kayıtsız kalabilir. Eğitimsiz halkın oyunu alabilmek için politikacılar manevi duyguları sömürebilir. Devlet yönetmek bir profesyonellik ise, devleti kimin yöneteceğine doğru karar verecek olan halk minimum ekonomi, hukuk ve uluslararası lişkiler eğitimi almış olmalıdır. Aksi halde bu devletin yönetimi halka sorulmamalıdır.  

Her birey devleti yönetmeye aday olamamalıdır. Bir çok Avrupa ülkesinde bu konu anayasaya yazılacak kadar önemli bir maddeydi. Bir siyasal partide devlet yönetmeye aday olan kişilere ülkede bu konu üzerine kurulmuş bir üniversiteden mezuniyet şartı getirilmişti. Bu üniversitelerde politikacı adayları yetiştirilir, başta devlet sistemi olmak üzere hukuk, ekonomi gibi konularda uzmanlaşması sağlanırdı. Osmanlı İmparatorluğu'nda bile herkes devlette yönetici olamaz, Enderun Mektebi'nden mezuniyet zorunlu tutulurdu.

Sistemde bu iki madde var ve sağlıklı işlerse Sokrat'ın endişeleri yersizleşir ve demokrasi harika bir sistem olur ancak SSCB'nin dağılması ile dünya uzunca bir süre ABD hükmünde tek kutuplulaştı. 1991 yılından başlayarak ABD kapitalizminin dünyaya yayılması hızlandı. ABD dünyaya filmlerini, Coca Cola'sını, Mc Donalds'ını sigaralarını yayarken kendi istediği siyasal sistemleri de dayattı. Biz bu yeni sisteme 12 Eylül darbesiyle çok önceden zaten girmiştik. ABD, elindeki ekonomik güç ve istihbarat ağı ile demokrasinin sağlıklı çalışmasını sağlayan bu iki maddeyi hegemonyası altındaki ülkelere kaldırttı. Devlet yöneticilerinin mülkiye mezunu olmamasını sağladı. Bu şekilde milli bir devlet eğitimi almamış, kendisine bağlı olacak yöneticileri seçtirme yolunu açtı. O kişilere de o ülkenin eğitim sistemini çökerttirdi. Ortaya Sokrat'ın olmamasını istediği, eleştirdiği demokratik yapılar çıktı.

Yanlış anlamayın, sadece bizden bahsetmiyorum, artık bir çok Avrupa ülkesi de bu halde. Batı, çok hızlı bir göç dalgası altında. Göçmenler genel olarak eğitimsizler ve bir nesil sonra bu ülkelerde oy kullanacaklar. Ya peki bu ülkelerin yöneticileri? Fransa'da bile politikacıların Paris Politik Bilimler Akademisi bitirme zorunluluğu kaldırıldı. İlk meyvesi de Türk kamuoyunun pek sevdiği Nicolas Sarkozy oldu.   

Günümüzde politika yapmanın ideoloji ile bir ilgisi kalmadı. Eğer politika ilkeler için yapılsaydı İyi Parti'den istifa eden Manisa milletvekili Tamer Akkal Ak Parti'ye geçer miydi? Seçmeni İyi Parti'ye Akparti iktidarı son bulsun diye oy vermemiş miydi?

Siyasete atılan çok büyük bir kesimin bu işi ekonomik çıkar için yaptığı artık sır değil. Malesef Amerikan kapitalizminin maddi çıkarcılığı bu alana en acı şekilde sirayet ederek siyaset gibi erdemli, ilkeli ve basiret sahibi insanların olması gerektiği kutsal bir alanı tarumar etti. Siyaset, milli ekonominin önemli bir kolu olmuş, gelir dağılımı da ona göre paylaşılmaya başlamıştır. Seçim kazanan, kaybedenin musluklarını kendine bağlıyor ve tüm bu rant sadece oy veren, emeği ile milli ekonomiyi ayakta tutan vatandaşların sırtından sağlanıyor.

Böyle bir ortamda birileri bu sistemi değiştirmek yerine bekadan bahsediyorsa neyin bekası olduğu açık ve net değil mi?

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Vakıf üniversitesi ücretleri yüzde 20 arttı
Vakıf üniversitesi ücretleri yüzde 20 arttı
Akşener'den hükümete açık destek çağrısı
Akşener'den hükümete açık destek çağrısı

gaziantep escort