Oray Keleş Türkiye Atlantik'demi Kalmalı, Eksen Kaydırıp Asya'ya mı Dönmeli?
Advert Advert
Türkiye Atlantik'demi Kalmalı, Eksen Kaydırıp Asya'ya mı Dönmeli?
Oray Keleş

Türkiye Atlantik'demi Kalmalı, Eksen Kaydırıp Asya'ya mı Dönmeli?

Türkiye Atlantik'demi Kalmalı, Eksen Kaydırıp Asya'ya mı Dönmeli?

Son yılların en çok tartışılan konusuna değineceğiz.  Malum S-400 füzeleri daha uzun süre gündemi meşgul edecek.  Peki ama Türkiye bu füzeleri almalı mı? Alırsa sonuçları ne olur almaz ise ne olur gelin bakalım.....

Türkiye'nin batı ile ittifakı çok eskidir. Osmanlı'da başlayan batılılaşma sürecini pas geçip 2 Dünya Savaşı'ndan sonraki dönemden başlayacağım.  1945'de savaşın sona ermesi ile 4-11 Şubat 1945 tarihlerinde  Churchill, Roosevelt ve Stalin Kırım'da bulunan Yalta'da bir araya gelmiş, 2 kutuplu yeni düzende dünyayı aralarında paylaşmışlardır.  Türkiye'nin bulunmadığı masada biz o gün Anlantik tarafına monte edildik.
Bu tarihten itibaren, Türkiye günden güne Amerikan'nın dünyaya dayattığı petro-dolar sistemine entegre oldu. 1980 yılına kadar ülkede bürokrasi içersinde sosyalist blokta yer almak isteyen kadrolar Türkiye'nin tam kapitalistleşmesini geciktirmiş olsa da 12 Eylül darbesi ile bu konu kapanmıştı.

2 kutuplu dünyada, ABD, Sovyetler'in yayılmasını engellemek için doğuda Güney Kore ve Japonya'yı kalkındırdı ama Batı'da komünizmle mücadele için Türkiye'yi kalkındırmaya gerek yoktu. Çünkü siyasal islam çok daha ucuzdu ve malesef 70'lerde ve 80'lerde bu yüzden kalkınma fırsatını kaçırdık.

Türkiye'nin demiryolu sisteminden tutun, futbola, bankacılığa, trafiğe, aklınıza gelebilecek hemen hemen her konudaki alt yapısı batı sistemi ile entegre hale gelmiştir.  Ülkemiz NATO'ya üye olmuş ve 50 yıldır AB kapısında beklemektedir.  Türkiye'nin son yıllarda Batı'dan kopup Doğu'da alternatif birlikler aramaya kalkmasının 2 önemli sebebi vardır.

1. Batı, yıllardır Türkiye'ye adil davranmamakta, ekonomik ve siyasi konularda çifte standart uygulamaktadır. AB sürecinde, Gümrük Birliği Anlaşması ile milyarlarca Euro açık veriyoruz. Gürcistan'a bile vizeyi kaldıran AB, Türkiye'ye bu konuda da haksız bir tutum içersinde.  Müttefikimiz olan ABD, bize pazarını açmıyor.  Türk Pasaportu dünyanın her yerinde itibar sahibi iken, bizim müttefikimiz olan batı ülkelerince hakir görülüyor. Uzun lafın kısası Türkiye bu evlilikte eşit muamele görmüyor.

2. husus ise son 10 yılda Rusya ve Çin'nin hızla güçlenerek dünya siyasetinde dengeleri değiştirmesi. Rusya, Viladimir Putin'nin iktidara gelmesi ile zorlu bir 5 yıl geçirmiş ve ekonomik dönüşümünü başarmış, ABD kapitalizmine bağımlılığını minimuma indirmiştir. Silah teknolojisinde ise ABD'yi geçmiştir. Çin ise devasa nüfusu ile bir üretim üssü olmuş, geçmişte yaptığı Ar-Ge yatırımları ile günümüzde katma değeri yüksek ürünler üretebilir hale gelerek Dünya'nın 2. dev ekonomisine dönüşmüştür.

Bu 2 önemli sebepten dolayı Türkiye ikbalini artık Asya'da aramak istiyor.. Bu dönüşün en önemli sembollerinden biri de S-400 füzeleri. Peki bu füzelerin Türkiye'ye yerleşmesi mümkün mü?

Nasıl ki size evde aileniz eşit muamele yapmadığında, kötü davrandığında, "ben artık bu evde yaşamak istemiyorum, gidip başka ailenin çocuğu olacağım" diyemiyorsanız, batıdan da öyle kolay kolay ayrılamazssınız.  Bu uzun yıllar alacak son derece sancılı bir süreç olacaktır.  Türkiye'de 10 milyon civarı orta sınıf tüketici kesim bulunuyor. Bu kesimin gelir seviyesi batılı ülkelerdeki ortalama ile aynı. Bayramlarda Yunan adalarına giden, AVM'lerde alışveriş yapabilen, erken rezervasyon ile önceden tatil ayırtabilen, sıfır km otomobil alabilen, son yapılan köprüleri fahiş fiyatlara rağmen kullanabilen en son model cep telefonlarını edinme gücüne sahip 10 milyonu bulan bir kesimden bahsediyorum. Mesleği, gayrimenkulleri, kira gelirleri olan bu ülkenin ekonomisini yüzdüren kesim.  

Türkiye batıdan koparsa en büyük darbeyi bu grup yiyecektir. Sizce bu gurubun ekmeğini elinden alabilecek olan bir iktidar yaşama şansını bulabilir mi? Rusya ve bağlı ülkelerde namusuyla çalışan bir işçinin aylık ortalama kazancı 100 dolar. Bugün ekonomimiz daralmakta, düzenli olarak döviz kurlarında sıçramalar yaşamaktayız ve ekonominin bu haline rağmen bir işçi ayda 350 doları rahatlıkla kazanabilmekte.  Arada en az 3 kat fark var.

İran, Kırgızistan, Türkmenistan gibi doğu bloğundaki ülkelerin hemen hemen tamamında adaletsizlik diz boyu. Ekonomik yapı tamamen yandaşlık üzerine kurulu. İktidara yakın değilseniz sürünmeye, fakirliğe mahkum oluyorsunuz.  Bu blokta bulunan ülkelerden göçü boşuna almıyoruz fakat Türkiye malesef hızla bu ülkelere benzeme yoluna girmiş bulunmakta.

Türkiye'yi yönetenlerin önceliği TÜRK insanının refahını arttıracak politikalar geliştirmek olmalı. Bunun için Batı'dan kopmak yerine Batı ile olan ilişkileri adil bir seviyeye çekerek Dünya Ekonomisi'ndeki payını arttırmalı. Bugün 10 milyon diye tahmin ettiğimiz tüketici kesimin yoğunluğunu en az 20 milyona ulaştırmalı ki 90 milyona dayanmış bir nüfusta bu bile azdır.  Ekonomik gelişmenin, zenginliğin olmassa olmaz formülü, tam bağımsız yargı, gelişmiş bir demokrasi ve bağımsız kurumlardır. Bu 3 madde sağlanırsa Türkiye ekonomisi kendi kendine her yıl en az %5 büyür bizim de batıda mı kalalım doğuya mı geçelim tartışmalarımız son bulur.. Son 5 yılda yurt dışına kaçan paranın en az yarısı ülkeye geri gelir.

 

 

 

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Araklı'da sel felaketini havadan görüntülendi
Araklı'da sel felaketini havadan görüntülendi
AB Mahkemesi karar verdi logoyu herkes kullanabilir
AB Mahkemesi karar verdi logoyu herkes kullanabilir