Oray Keleş Faiz mi Enflasyonu Yükseltir, Enflasyon mu Faizi?

kaçak iddaa kaçak bahis güvenilir bahis siteleri iddaa siteleri en iyi bahis siteleri illegal bahis en iyi canlı bahis siteleri casino siteleri sikiş canlı bahis siteleri ensobet üyelik bonus veren siteler

istanbul escort

Advert
adapazarı escort escort sakarya sakarya escort sakarya escort bayan

Tempobet. en guvenli ve hizli para yatirim cekim yapabileceginiz canli bahis platformu. Tempobet ile bir cok sekilde para yatirimi ve cekimi yapabilirsiniz.Tempobet ile kazanclarinizi hizli bir sekilde cekebilir ve bir cok yatirim bonusundan faydalanabilirsiniz. Tempobet, turkiye de bahis sitelerinin kapatilmasindan dolayi surekli url adresi degistirilmektedir. Sizlerde tempobet giriş adresi ariyorsaniz lajubets.net adresini takip edebilirsiniz.

Faiz mi Enflasyonu Yükseltir, Enflasyon mu Faizi?
Oray Keleş

Faiz mi Enflasyonu Yükseltir, Enflasyon mu Faizi?

oray@sakinca.com

Faiz mi Enflasyonu Yükseltir, Enflasyon mu Faizi?

"Yumurta mı tavuktan çıkar, tavuk mu yumurtadan" gibi bir soru olduğu düşünüyor olabilirsiniz ancak o kadar da karışık değil.  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya'nın görevden alınma sebebini, hükümetin ısrarına rağmen faizi düşürmemesinden olduğunu açıkladı. Cumhurbaşkanına göre yüksek faiz, enflasyona sebep olmakta, bu da halkın refahına olumsuz etkide bulunmakadır.

Gerçekten de yüksek faiz enflasyona sebep olur mu? Veya yüksek enflasyon yüksek faize sebep olur mu? Her ikisi de mümkündür. Hangisinin hangisine sebep olacağı ekonomi politikalarına bağlıdır.

Yüksek faiz, bütçeye ek yüktür. Faiz gideri, para basılarak karşılanıyorsa bu durum enflasyonu arttırır. Şayet yüksek faiz halktan alınan vergiler ile ödeniyorsa ki bu durum toplam talebi de aşağı çeker, o zaman yerli para değerlenir, enflasyon da talep yetersizliğinden düşer.  Yerli paranın değerlenmesi de bir müddet sonra ithalatı arttırır, bu da dış ticaret açığına sebep olabilir. Bu hassas denge adeta ip üstünde yürümek gibidir.

Türkiye'nin kanayan yarası, AKP'den önce de var olan dolaysız vergilerin toplam vergilerdeki oranının düşük olmasıdır.  Kamu, ihtiyacı olan vergi gelirini malesef %80'lere ulaşan dolaylı vergilerden karşılamaktadır.  Türkiye, dolaylı vergilerde antalya escort sınırı çoktan aştı. Bunun en somut örneğini alkol ve tütün mamüllerine yapılan zamlardan görüyoruz. Bu kalemlerdeki vergi artışı, toplam vergi gelirini arttırmıyor, aksine düşürüyor.  Kamu harcamalarında da tasarrufa gidilmiyor ve bütçe açığını kapatmak için elde 3 tane yol kalıyor.

1- Gelir vergisini arttırmak

Türkiye ekonomisi artan nüfusuna rağmen 2019'da büyümeyecek. Binlerce şirketin işçi çıkarttığını, konkordato ilan ettiğini medyada okuyor, sokaklarda görüyoruz. İşsizliğin düzenli olarak arttığı bir ülkede gelir vergisini arttırmak mümkün değildir.

2- Borçlanmak

Türkiye'nin CDS'i 500'lerden 400'lerin altına inmiş olsa da bu oran hala oldukça yüksektir. Ekonomileri iflas etmiş Venezüela, Arjantin ve Ukrayna'dan sonra geliyoruz. Bu yüzden dolayı borçlanma maliyetlerimiz çok yüksek.  Zaten geçmişte alınmış olan borçları çevirmek için şuan daha yüksek faiz yükü altına girmekteyiz.

3- Para basmak

Daralan bir ekonomide bütçe açığını kapatmak için en son başvurulması gereken yöntemdir. Ekonomik daralma, toplam mal ve hizmet üretiminde azalma, hane halkının gelirinde düşüş, toplam talepte geri çekilme anlamı taşır. Toplam mal ve hizmet azalırken emisyondaki parayı arttırmak direk enflasyona sebep olur.   


Dönelim sorumuza.. Türkiye'de kamu gelirleri kamu giderlerini karşılayamadığı için yüksek faiz para basılarak ödenmekte, dolayısı ile enflasyonu arttırmaktadır. Merkez Bankası eski başkanı Çetinkaya, faizi düşürseydi bu sefer Türk Lirası ciddi değer kaybedecekti. Dövizin mevcut seviyelerde dengelenmesinin sebebi de %15 olarak ölçülen enflasyona karşı faizin %24'de olmasıdır.  Resmi verilere göre Türkiye, yatırımcıya senelik %9 reel faiz ödemektedir ki bu oran çok ciddi bir noktadır. Dünyada makul seviyeler %1-2 dolaylarıdır.  Bu yüzden düşük marjla çalışan bir işletme, biran evvel kapatıp sermayesini faizde değerlendirmek istemekte, bu durum da işsizliği arttırmakta, vergi gelirlerini düşürmekte, toplam mal ve hizmet miktarını azaltmaktadır.

Türkiye'nin bu anormal reel faiz yüküne katlanma zorunluluğu, doğrudan CDS puanıyla ilgilidir. Ekonomi yönetiminin Merkez Bankası'na baskı yapması CDS'i indirmek yerine aksine azdırmakta, yangına bir bidon daha benzin dökmüş olmaktadır.

Türkiye, başkanlık daha doğrusu tek adam sisteminin bedelini ödüyor. Bağımsız ve yetkili bir meclis, güçler ayrılığı ve tam şeffaflık sağlanmadıkça CDS düşmez ve bu yüksek risk yüzünden halkımız hergün daha da fakirler. Örnekleri dünyada mevcuttur.

Türkiye, vergi gelirleri düştükçe artan faiz yükünü, para basarak taşımaya çalışacak, bu da ilerde daha yüksek enflasyona ve ardından kur sıçramalarına yol açacaktır.
Mesele ne Merkez Bankası başkanını ne de Hazineden Sorumlu Bakanı değiştirmekle çözülmez. Mesele sistemdedir.. 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
S-400’lerin ikinci batarya intikali tamamlandı
S-400’lerin ikinci batarya intikali tamamlandı
8 aylık bebeğin şehit babasına bakışları yürekleri dağladı
8 aylık bebeğin şehit babasına bakışları yürekleri dağladı