Bahadır Akçay Muhafazakârlıkta Devrim
Muhafazakârlıkta Devrim
Bahadır Akçay

Muhafazakârlıkta Devrim

cenk@sakinca.com

Muhafazakârlık, toplumun değişmesine karşı direnç gösteren, toplumsal-kültürel değerlerin korunmasını savunan sağ kanat siyasi ideolojisi olarak bilinir. Belki de sağ kanata ait hissedilmesi dini motiflerin ağır basmasından dolayıdır. Menderes’ten Özal’a, Demirel’den Erdoğan’a kadar kendisini muhafazakâr olarak tanımlayan siyasiler hep bu vasıf yüzünden iktidara sahip oldular.

Köken olarak muhafaza etmekten yani korumaktan gelen bu kavram bazı çevreler tarafından toplumsal gelişmenin önündeki en büyük engel olarak görülür. Çünkü İslam ülkelerindeki muhafazakârlıkta hep dini değerlerin ve geleneklerin muhafazası söz konusu. Ülkemizde de iktidarları din ekseninde çözüm üreten siyasi partilerin kazanması bu sebepten. On sene kadar önce “Ben ülkemizde uzay istasyonu kurup uzay teknolojisi geliştireceğim” diyen bir siyasi liderin “Ben türban sorununu çözeceğim” diyen bir siyasi lider karşısında hiç şansı yoktu. On seneye kadar hala yok. Belki ilk seçimde iktidar partisi değişecek ama yeni gelen de muhafazakâr kimliği ile kazanacak. 2019 yerel seçimlerinde İstanbul’u kazanan İmamoğlu, Eyüp Sultan’da Yasin suresini okuyup muhafazakâr kitleyi etkilemeseydi şu an İstanbul Belediye Başkanı Binali Yıldırım’dı.

Son birkaç senedir ne hikmetse muhafazakârlar, muhafazakârlığın tanımını da tutucu kurallarını da alt üst ediverdi. Bu yeni muhafazakâr akımın temel prensibi “Mevcut konumunu muhafaza etmek ve daha da yükselmek için din ve ahlak kuralları ile geleneği göz ardı et!” şeklinde özetlenebilir.

İslamiyet ve diğer dinler yalan konuşmayı, dedikodu yapmayı, haksız kazanç sağlamayı, hırsızlığı, kul hakkı yemeyi kesin hükümlerle yasaklamıştır. Oysa yeni muhafazakârlık akımında bunlar ısrarla ve tutkuyla muhafaza edilen kurallar haline geldi. Yeni muhafazakâr akımın yükselmesini sağlayan halk içindeki geniş muhafazakâr kitle ise dini değerlerini muhafaza edebilmek adına günahları görmezden gelerek koyu bir muhafazakâr tutum sergiliyor. Bu kitleden sıklıkla duyabileceğiniz kendilerini haklı çıkarma gerekçelerine baktığımızda muhafazakârlığın ülkemizde ne kadar tehlikeli uçlarda yaşandığını anlayabiliyoruz.

“Evet yolsuzluk var, adam kayırma var, haksız kazanç var ama dinimizi özgürce yaşayabiliyoruz. Evet cebimize para girmiyor, geçim sıkıntısı yaşıyoruz, bazen aç kalıyoruz ama her yerde namaz kılabiliyoruz.” Bu ifadeler tutucu bir muhafazakârlığın göstergesi. Bu tutucu muhafazakârlığı biz Hz. Muhammed döneminden hatırlıyoruz. Putperest geleneği muhafaza etmek için Hz. Muhammed’e makam, mevki, altın teklif edenler de onu taşlayıp öldürmeye çalışanlar da tutucu muhafazakârlardı. Aynı tutucu muhafazakârlığı Yaprak Dökümü romanında da görüyoruz. “Aman Ali Rıza Bey ağzımızın tadı kaçmasın!” diye diye evlatlarını kötü yola düşüren Hayriye Hanım da tutucu bir muhafazakârdı.

Yeni muhafazakâr kitleyi aslında kısaca şöyle tanımlayabiliriz:

Çocuğunu muhafaza edemez; dinini muhafaza etmek adına verdiği yurtlarda taciz ederler…

Parasını muhafaza edemez; ya Tosuncuklar ya Jet Fadıllar ya da başkaları Besmele ile götürür…

Toprağını muhafaza edemez; gelirler siyanürle, HES ile, Suriyelisi ile çökerler…

İstikbalini muhafaza edemez; onun hakkı olan makamlara muhafaza ettiği dini göstere göstere yaşayanlar gelip oturur…

Onurunu muhafaza edemez; aşağılanır, yüksekten bakılır, yeri gelir tekmelenir…

Ama namaz kılma özgürlüğünü çok güzel muhafaza ederler…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Bursa Valiliğinden kayıp dağcılarla ilgili ‘baton’ açıklaması
Bursa Valiliğinden kayıp dağcılarla ilgili ‘baton’ açıklaması
AİHM’den Osman Kavala kararı
AİHM’den Osman Kavala kararı