Anıl Şehirlioğlu Kendin olabilmek!
Kendin olabilmek!
Anıl Şehirlioğlu

Kendin olabilmek!

Ne kadar muhteşem bir varlık olduğunun farkında mısın acaba?
Yeryüzünde senden yok bir tane daha. Benzerlerin var belki ama aynından yok. Senin parmak izin, senin muhteşemliğin, senin yaşanmışlıkların, doğruların, yanlışların, yeteneklerin, aklın ve ruhun... Gülümseyişin, bakışın, duruşun... Sana özel ve öyle de olmalı. Neden kendindeki yücelikleri görmek yerine yok sayıyorsun değerini? Neden benzemeye çalışıyorsun başkalarına? 
Neden vermiyorsun kendi hakkını sana? 
Bir yarış. Bir kıyas. Sanki yarış atları gibiyiz. Bir maratonda koşuyoruz. Kim birinci olacak acaba? Kim kimi geçecek? Kim sakatlanıp yarışı bırakacak? En hızlı koşan ne yiyor acaba? Nasıl besleniyor, nasıl hazırlanıyor yarışa? Öğreneyim ki ben de aynısını yapayım. O yaptı ve başardı ya....
Ruhunun eşsiz, varlığının benzersiz ve yolunun sadece kendine has olduğunu  unutan her insan düşüyor bu tuzağa. Kendi başarısını ya da başarısızlığını, güzelliğini ya da çirkinliğini başkalarının yaşamlarına bakarak ilan ediyoruz. Onların hayatlarına kimi zaman imrenerek kendi hayatımızdan şikayet ediyoruz, kimi zamanda bazı hayatlara bakarak kendi yaşamlarımızı daha üstün bulup, ayrı bir havaya giriyoruz. Kimi zaman en sevdiğimizi, eşimizi, dostumuzu kıskanıyoruz. Onda olan bende niye yok? O başardı ben niye başaramadım? O evlendi ben neden bekar kaldım? O cok para kazanıyor ben neden kazanamıyorum? O kendine cok güveniyor ben neden özgüvensizim? Bu kıyaslamalar, sorgular sürüp gidiyor. O atılım yaptı, bende hemen yapayım. O eteği çok beğendim, ben de hemen aynısından alayımlar çoğalarak devam ediyor. Bazılarımız kıyasta, bazılarımız kıskanmakta, bazılarımız taklitte kısacası kimse kendi olamıyor... Olan  azınlık ise düşman gibi görülüyor. Hatta görülmek istenmiyor.Kimse kendine bakmıyor, başka hayatlara meraklı, kendi yaşantısını onlara göre şekillendiriyor ve yargılıyor. Aslında böyle yaparak kendine en büyük ihaneti gerçekleştiriyor. Benzersizliğini hiçe sayıyor ve insanları putlaştırıyor.
Erkeklerle kadınlar arasındaki kıyasa ve ego savaşlarına diyecek söz kalmadı. Kılıçlar çekiliyor kınından zırhlar kuşanılıyor. Evlilik mi, ilişki mi yoksa bir savaş mı yaşanıyor? Sonuç; kadınlar mutsuz, erkekler mutsuz, çocuklar mutsuz, insanlar mutsuz...
Allahın yarattığı her varlığın eşit olduğunu ve herkesin O’nun ruhunu taşıdığını ve fakat bir o kadar da farklı olduğumuzu ama bu farkın bir değerlilik ölçütü olmadığını ne zaman anlayacağız? Bu olmadan emin olun hiç bir zaman gerçekten uyanmış olmayacağız. Bir insanın cok para kazanması, işinde başarılı olması, iyi bir evliliğinin olması ruhsal tekamülünü tamamladığı, yükselişte olduğu anlamına gelmez her zaman. Kendisi olabiliyor mu? Kendini kimseyle yarışta görmeden, taklit etmeden, kıyaslamadan, kendine has yolunda cesaretle yürüyebiliyor mu asıl mesele bu. En büyük tekamül konusu. Allah’ın hepimizi aynı derecede sevdiğini bilip, yaşamında bu farkındalıkla yaşıyor ve kendini koşulsuz seviyor mu? Lafta değil özde bu bilinçte davranıyor mu? Her insanın onun ruhsal kardeşi olduğunu, Allah’ın bir veçhesi olarak sevilmesi gerektiğini biliyor mu, en derinde kendimizle yüzleşmemiz gereken noktalar bu.
Zaten kendini tanıyan, kendini seven, kendi değerini bilen, kendini kendine ait hissedebilen, insanlarla değil kendiyle ilgilenen herkes ilişkilerinde de, işinde de, hayatın her alanında da mutlaka başarılı olur. En azından yaşadığı her durumdan öğrenir, zenginleşir ve pişmanlık duymaz. Her zaman kendi olduğunu bilmenin rahatlığını yaşar.
Kadın-erkek ilişkileri dahil tüm insan ilişkilerinde en büyük problem kişinin kendisinin ve elbetteki karşısındakinin benzersiz olduğunu bilmemesi. Kendi gibi olmayanı ya kabul etmeyerek değiştirmeye çalışması ya da kendini ona benzetmeye uğraşması. Oysa herkes kendi ışığı ile birbirine ilham olmalı. Farkların ahengini ortaya çıkarmalı. Kimse kimseden daha üstün ya da aşağıda değil. Allah katında tüm çocukları aynı. Bunu anladığımızda kendimize ihaneti bırakıp, ruhumuzdaki tüm yetileri ortaya çıkaracak ve önce kendimizle sonra insanlarla ve hayatla olan ilişkilerimizi sevgiye dönüştürebileceğiz. Dünya bir yarış alanı değil. Bizler yarışta değiliz. Hepimiz dünyayı deneyimleyen, gelişen, tekamül eden ruhsal varlıklarız. Sadece beden değiliz. Hepimiz aynı soydanız, Allah’ın soyundan...
İkametgah adresimiz ise dünya...
Daha ötesi yok...
Bırak artık başkası olmayı. Dışlanmaktan, yalnız kalmaktan, başarısız olmaktan korkup saklanmayı ya da başkalarını taklit ederek var olmayı!
Bırak artık sana yakışmayan davranışları...
Ruhun asil soydan geliyor, yap bu yüce ruha yakışanı...
Kendini sev...Onayla... Yüceliğinin hakkını ver...
Kim ne der diye düşünmeyi bırak. Ben ne derim kendime de? 
Rakibinde kendin olsun, en büyük sevgilin, rehberinde...
Sevgilerimle...

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kadri Gürsel beraat etti
Kadri Gürsel beraat etti
Nedim Şener'den Erdoğan'la görüşen CHP'li iddiası için...
Nedim Şener'den Erdoğan'la görüşen CHP'li iddiası için...