DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Pınar Billur Odabaşı
Pınar Billur Odabaşı
Giriş Tarihi : 13-09-2020 20:48

İltifatı, gerçekten ayırma sanatı

Arapça kökenli olan “iltifat” kelimesinin kendine has bir sempatisi vardır. Yediden yetmişe herkesin hoşuna giden bir hazdır bu... Üstelik bedavadır... Hatta bence iltifat; çikolata gibidir biraz; bünye bir kez o lezzeti alınca hep o tadı ister...

İşte tehlike çanları tam da o anda çalmaya başlar... Çünkü insan nefsi; beğenilmeye, övülmeye, yüceltilmeye çok meyillidir. Hâl böyle olunca kendine bir hayat arkadaşı arayanların ilk başvurduğu yol da tabii ki iltifattan geçiyor... “Şöyle güzelsin, böyle şâhânesin, senin gibisi gelmez bu dünyaya vs” şeklindeki sözcükleri defalarca tekrar edip, karşı tarafı etkilediğini düşünenlerin sayısı hayli fazla değil mi günümüzde?

Beni asıl şaşırtan şey; pek çok insanın da bu iltifatlara ciddi ciddi inanması olmuştur hep... Meselâ diyelim ki 100 kilosunuz; karşınızdaki kişi size bir best model olduğunuzu söylüyor... Siz de hemen havaya giriyorsunuz ve bir süre sonra “Beni taşıyacak erkek arıyorum” kıvamına geliyorsunuz... O an iç sesim “E seni taşıyacak erkek Seyid Onbaşı’ydı, o da rahmetli oldu” diye error vermeye başlıyor. Ya da iki kelimeyi bir araya getiremiyorsunuz ama karşı taraf sizi “ayaklı kütüphane” ilân etmiş gibi... İyi hoş da; insan sahip olduğu eksilerini, artılarını, donanımını, çapını, özetle kendini bilmez mi hiç? Bir iki tatlı söze aldanıp, ayakları yerden kesilenler, bulutların üzerinde gezenler; yalnız kaldıklarında aynı hızla yere çakılacağını hesap edemiyor mu mesela?

Her saat “Şâhânesin, efsanesin” mesajları alan bünyede “Ankara’nın bağları” halay çekerken; işin içine ayrılık girince; ibre birden Müslüm Baba’nın “Ben insan değil miyim?” şarkısına dönmüyor mu? El ele dinlenen o aşk şarkıları, mülteci anılara gidiş-dönüş bileti olmuyor mu? O yüzden oldum olası iltifatla beslenmekten korkan biri olmuşumdur; çünkü ne olduğumu ya da ne olmadığımı gayet iyi biliyorumdur. Eksiklerimle, defolarımla yani her halimle barışıksam; kimseyle bir derdim olmaz diye düşünürüm. Üstelik kendimle dalga geçmeye de bayılırım.

Çünkü kendiyle dalga geçebilen şakacı insanların; rahat görüntülerinin altında komplekssiz, samimi, pozitif, pek çok şeyi aşmış olgun bir karakter yapıları olduğuna inanırım... Hatta böyle insanlar; iltifat eder gibi davranıp kendilerine laf sokuşturmayı marifet sanan art niyetli kişilere bile gülüp geçecek özgüvene sahiptir. Mesela en sıradan görüntünüzle markete giderken yolda karşılaştığınız bir arkadaşınızın (!)  size “Aaaa hasta mısın, çok solgun gördüm seni, aman dikkat et kendine” demesinin; esasen, “Makyajsız bir şeye benzemiyorsun, çok çirkinsin” demek olduğunu şıp diye anlar... Kızmak mı, asla; tam tersine tatlı bir gülümseyle yanıt verir karşısındaki kişiye kendiyle barışık insan... Çünkü gelen için Roma’yı; giden için kına yakmayı bırakmanın olgunluğuna ulaşan insan; gerçekle örtüşmeyen sahte iltifatların, abartılı yalanların esiri olmaz.

Olsa olsa; samimiyetinden emin olduğu yüreklerde yer edinmenin asilliğine, kıymetine, gücüne inanır... 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Fatih Karagümrük37
  • 2Alanyaspor37
  • 3Galatasaray37
  • 4Antalyaspor37
  • 5Hatayspor37
  • 6BB Erzurumspor36
  • 7Göztepe35
  • 8Fenerbahçe35
  • 9Konyaspor24
  • 10Trabzonspor34
  • 11Beşiktaş34
  • 12Sivasspor34
  • 13Kasımpaşa33
  • 14Kayserispor33
  • 15Gaziantep FK32
  • 16MKE Ankaragücü21
  • 17Gençlerbirliği21
  • 18Çaykur Rizespor31
  • 19Yeni Malatyaspor31
  • 20Denizlispor31
  • 21Başakşehir FK30
Gazete Manşetleri
E-GAZETE
İstanbul’da etkili olan sağanak yağmur ve dolu hayatı felç etti
E-Bülten Kayıt